Aynı günde...

Birbirini tamamlayan “üç manşet”...

Yüreklerde iz bırakan o çarpıcı başlıkların tamamı...

Cezaevindeki Ekrem İmamoğlu ile ilgili...

Yürekle ilgili...

Ana / babayla ilgili...

Hatta...

En çok ıstırap çekenlerle ilgili...

***

Anneler, babalar hep çilekeştir...

Bakın...

Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan Bey’le, anneciği Havva Hanım...

İki gün önce Silivri’nin kapısındaydı...

Sarıldılar evlatlarına...

Yetmezdi o süre hasret gidermeye ama...

Çok garip bi’şi yaşandı...

Aslında ziyaretçi...

Cezaevindeki yakınına moral verir ama...

Bu kez tersi yaşandı...

Ana/baba duası ne kadar kıymetliyse...

12 metrekarelik odada kalan evlatlarını...

Doya doya öpüp kokladıktan sonra...

O Hasan Baba ...

Evladına şöyle dedi:

“Havva Hanım, benden daha metanetli (dayanaklı)... Ben daha duygusalım...”

Sonra kapıdan çıkarken...

Dayanamadı; içinde sakladığı kalbinin sesini söyleyiverdi:

“İnsanımız adildir ama adil olmayan da çıkıyor!”

***

İkinci haber adeta “uluslararası” nitelikli...

Ekrem İmamoğlu...

Cezaevinde...

Yaşadıklarını... Bugünlerini... Ve dahi yarınlarını...

Dünyanın en prestijli gazetelerinden biri olarak kabul edilen...

New York Times’a yazdı...

İmamoğlu...

O makalede şu cümlelere yer verdi:

“Sandıkta yenemeyeceğini anlayan Erdoğan, beni cezaevine attı... Türkiye otoriterliğe kaydı... Cumhuriyet, bir korku Cumhuriyetine dönüştü...”

Hatırlatmakta yarar var:

New York Times’ın günlük tirajı “571 bin 500”...

Sadece Pazar günü satışı ise, “1 milyon 100 bin civarında...”

***

Ve...

Üçüncü manşet...

İlk kez bir sendikanın (DİSK) kadın genel başkanı...

Türkiye’ye...

“Direnişteyiz!” diye seslendi ve...

Dr. Arzu Çerkezoğlu...

Yaşananlar için de şu yorumu yaptı:

“İktidar desteği azaldıkça zulmü arttırıyorlar... Hedef, yoksullaştırılan düzeni devam ettirebilmek... Unutmayın ki, demokrasiyi ve cumhuriyeti tutuklayamazsınız...”

***

Bitiriyoruz...

Hassas bir gelişmeyle...

CHP Lideri Özgür Özel...

Yaklaşık bir haftadır şu cümleyi manşet yapıyor mitinglerde:

“Bu geceden itibaren, parayı buradan kazanan, seyirciyi burada bulan, reytingi buradan yapan, saraya hizmet edenleri tespit edeceğiz... Bunların öyle (Televizyonunu izlemeyin) filan değil, ne iş yapıyorsa… Araba mı satıyor? O arabayı alan namerttir... Restoran zincirin mi var? Bu meydanı görmeyeceksin, ama bu meydana yemek satacaksın... Yok öyle yağma... Bu meydanı görmeyene boykot geliyor; tüm mallarına boykot geliyor... O tatlı günler bitti gülüm. Ya bizi göreceksin ya dibi göreceksin... Tüketimden gelen gücümüzü kullanmaya, bunlara boyun eğmemeye, diz çöktürmeye hazır mıyız?”

Bir siyasi parti liderinin...

Bu atağı ilktir...

***

Bitiriyoruz:

Ömrünün 50 yılını CHP”ye vermiş…

Değerli büyüğüm Bülent Baratalı'ya sordum:

Altıok’un Genel Başkanı Özgür Özel...

Böylesi “ambargo çıkışları” ile...

Beklenenden daha fazla...

Bir ilgi sürecini mi yakalamaya çalışıyor?

CHP’nin bu çıkışı, Türkiye’yi nasıl etkileyecek?

 Söz, Sayın Baratalı'da:

 “Mahpusluk zor zanaat demişti Nazım Hikmet; uzun süren hapishane yaşamında... Hapiste olan için de dışarıda olan için de çok zordur mahpusluk... O nedenle İmamoğlu ve ailesinin sıkıntılı duygularını anlamak zor değil... Ana, baba, evlat, eş ve çocuk elbette üzüntülü ve duygusal olacaklar... Bir önceki bayramda sıcacık yuvalarında sarmaş dolaş olanlar bu bayramda Silivri soğuğunda sarmaş dolaş oldular ama bir siyasetçi için mahpusluk ikinci ve üçüncü üniversitedir ve özellikle CHP jargonunda siyasi mahpusluk ayrı bir statüdür... İmamoğlu da böyle bir yolun yolcusu... 12 metrekarelik bir odada CHP’nin ön seçim sandığından “16 milyon oy alarak” alarak çıkmış ve Cumhurbaşkanı adayı sıfatıyla bu odayı kullanacak, çalışmalarını bu küçücük odada yapacak... Bu yolculuk, yakın tarihe bakacak olursak hiç de yabancı gelmiyor bu millete... Tayyip Bey’in okuduğu şiir ile hapse mahkum olması ve siyasi yasaklı haline gelerek Pınarhisar Cezaevi’nde dört ay 10 gün kalması, oradan da Cumhurbaşkanlığı’na yürümesini hatırlatıyor... Yine hatırlarsak İstanbul Belediye Başkanlığı zamanındaki görevi nedeniyle Tayyip Bey’e de İmamoğlu’na da isnat edilen (dayandırılan) aynı suçlar istad (yüklemek) edilmişti... Ancak bu suçlar nedeniyle Tayyip bey ne göz altına alındı ne de tutuklandı... Yapılan yargılamalarda bazılarından beraat etti bazılarında da dokunulmazlık devreye girdi... Zamanın ruhuna bakarsak yargının da içinde bulunduğu durumu anlamamız zor değildir... Hadi, diyelim ki görevden aldınız... Delillerin sizce karartılmasını engellediniz ama tutuklama çok ağır bir tedbir... Hukukta tutuklanmamak esastır... Tayyip Bey, görevden alınmış, tutuklanmış, kendini özgürce savunmuş, sonunda bazı suçlardan beraat etmiş, bazılarında da dokunulmazlık nedeniyle “durma” kararı verilmiştir... Gönül isterdi ki, Tayyip Bey’e sağlanan bu imkanlar İmamoğlu’na da sağlansaydı... Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen liderlerine bakıldığında hapishanelerden geçtikleri bilinir...  Mustafa Kemal Atatürk, 27 yıl hapiste yatan Mandela, boynunda idam fermanı asılı İnönü, Napalyon, Latin Amerika liderleri son olarak da Tayyip Bey hapishanelerden geçerek başkan olmuşlardır... Serbest yargılanacağına, tutuklu yargılanan İmamoğlu için, pijamasını ve bardağını bile yerinden kaldırmayan “Z Kuşağı” Türkiye’yi ayağa kaldırmıştır... “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” diyerek slogan atmaktadırlar... Sorun, İmamoğlu’nun sorunu olmaktan çıkmıştır... Sorun artık işsizler, yatağa aç girenler, bayramda çocuklarına bayramlık alamayanlar, atanmayan öğretmenler, öldürülen kadınlar, feryat eden emekliler, yoksullar sorunudur... Özgür Özel’in boykot tavrına da kulak verirsek bir çok konuda haklı görünüyor... Özellikle medyanın “yüzde 90’ı”nın iktidar yandaşı olduğunu biliyoruz.... Bu arada özellikle tarafsız olması gereken TRT, muhalefet kesimini görmezden gelmektedir ve olaylara “bakan kör”dür... Diğer yandaş medya da ya bakan kördür veya muhtemelen körlük sorunu ile karşı karşıyadır... Bütün bunlara rağmen şunu da unutmamak gerekir: Bazı izleyicilerin vazgeçemediği diziler ve sabah programları var... Vazgeçilemeyenlerin damak tatları ve alışıldık dizi tarzları var... Ama Türk halkı, boykota da uyuyor... Boykot kararı alındığında Fransa ve İtalya’nın ne hale geldiğini gördük... Ülkemizin içinden geçtiği “farklılaştırma” ve “ayrıştırma” durumu boykotun etkisini gösterecektir... Ülkemizde, “Jön Türklük, Müdafaa-i Hukuk ve Kuvayımilliye”  damarı tekrar ortaya çıkmıştır... Mustafa Kemal’in askerleri “beş” ten milyonlara ulaşmıştır... Kazanan halkımız ve Cumhuriyetçiler olacaktır...

 İmamoğlu ya seçilecek ya da seçtirecektir!