Büşra ÇETİNKAYA / EGEDESONSÖZ – Türk tarımında önemli bir rol oynayan kooperatifler,  güçten düşmüş durumda. Tarımsal üretim politikalarının doğru olmadığını söyleyen küçük üreticiler, tarım üretiminin geleceğinden endişeli…

Devlet ve yerel yönetim desteğinin ‘tuz kadar’ olduğuna vurgu yapan üreticiler, tarım alanlarının imara açılarak 'ihanet' olduğunu vurguluyor ve üretimden kazanamayan çiftçinin arsasını satmaya mecbur kaldığını dile getiriyor.

Egedesonsöz’e konuşan Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Çağatay Özcan Kokulu, tarımda yaşanan krizin üreticiyi nasıl etkilediğini anlattı.

4 il daha 'kırsal dezavantajlı' kapsamında! 4 il daha 'kırsal dezavantajlı' kapsamında!

“TARIMI ŞİRKET YAPSIN DİYORLAR”
Kokulu, açıklamasında şunları söyledi:

“Devletin makro politikalarına baktığımızda küçük çiftçiyi gözden çıkarmış  durumdalar. Endüstriyel tarım yani şirket tarımcılığı. Tarımı şirket yapsın diyorlar. Yarın, şirket ‘ben zarar ediyorum’ dedi, kapattı gitti. Ne olacak? İş geliyor, devletin makro politikalarına dayanıyor. Genç çiftçiyi yeniden tarıma nasıl kazandıracaksınız? Nereye kadar böyle gidecek? Yolun sonuna geldik. Dibin dibine doğru gidiyoruz. Tarımda yaş ortalaması 55’in üstüne çıkmış durumda. 1 kilo zeytinyağının maliyeti 147 TL. 1 kilo zeytinyağını 180 TL’ye ihracat için fiyat tespit etmeye çalışıyorsunuz. Ne olacak bu? Toplanmayacak. Arabanın rotu yok, direksiyon çalışmıyor. Önümüz uçurum. Türkiye, tarımda önü alınamaz bir şekilde uçuruma gidiyor, iki metre sonrası uçurum. Çünkü üretemiyoruz.”

“DESTEKLER YARAYA MERHEM DEĞİL”
Devlet ve yerel yönetim desteğinin yetersiz olduğunu belirten Kokulu, “Destekler, yaraya merhem olmuyor. Desteği almak için o bürokrasinin içinde boğulursunuz. Miktarı, attığınız taş kurbağayı ürkütmüyor. Türkiye’nin milli ekonomisinde tarıma ayrılmış desteklerin dörtte biri bile verilmiyor. Sonuç olarak konu geliyor siyasi bir tercihe geliyor. Ülkesini seven, sanayicisi, üreticisi aklını başına alacak. Sanayici bile artık tarımın korunup kollanmasını dillendirmeye başladı. Geldiğimiz nokta bu” dedi.

“AKILALMAZ BİR İHANET”
Kokulu, Seferihisar’da tarım arazilerinin imara açılması, üreticinin tarlalarını satmasını şöyle değerlendirdi:
“Akılalmaz bir ihanet. Biz dünyanın en özel bölgelerinde yaşayan insanlarız. Seferihisar, İzmir yarımadasının kadim topraklarıdır. Urla, İzmir’in baş şehridir. Siz buralarda tarım alanlarını iskana açarsanız her tarafı beton yapmaya kalkarsanız bu ihanettir. 60 yaşındaki adama geliyor, hayatı boyunca göremeyeceği paraları teklif ediyorlar, sattırıyorlar. Bir yolunu bulup inşaat yapmaya başlıyorlar. Seferihisar Barajı’nın 0 (sıfır) noktasına otel yapıyorlar. Evsel atıklar baraja akacak. Üretici üretimden kazanamıyorsa, zeytinde 140 TL’ye mal ettim bu özel ürünü, bu kadar uğraştım ama satamıyorum diyorsa mecburen arazisini satıyor. Örgütsüz bir toplumda insan diyor ki ben satayım burayı, parayı da bankaya yatırayım, böyle yaşayayım diyor. Böyle olunca ülke topraklarını kullanamaz, üretemez hale düşüyor.”

“ÇİFTÇİYİ TOPRAĞINDA TUTUYORUZ”
Gödence Kooperatifi olarak çalışmalarından bahseden Kokulu, “Biz 55 yıla doğru gidiyoruz. Tarıma dayalı sanayinin sahibiyiz. Tarımın kurtuluşunda çiftçi örgütlenmesinin kuvveti bir de tarıma dayalı sanayinin sahibi olması lazım. İki katma değer yaratıyoruz, çiftçinin yaşam kalitesine dokunuyoruz. Çiftçiyi toprağında tutuyoruz, tarıma dayalı sanayinin içinde tutuyoruz. Gödence’nin kendi adıyla 20 tane markası var zeytinyağının dışında. Sektör içinde zeytinyağında 4 markası olan tek kurum. Ortağımız ne ile ilgiliyse; arıcılık yapıyorsa balı pakete giriyor. Salamura zeytin yapıyorsa ambalaja giriyor. Bu tip ürünlerine katma değer yaparak yaşamı daha sıkıntısız bir noktaya getirmiş durumdayız” şeklinde konuştu.