EGEDESONSÖZ –Cumhuriyet Halk Partisi, Nisan’da alım satımın durdurularak ekonomik boykot çağrısını  sürdürüyor. AK Parti tarafından ise CHP’ye yönelik “boykot” tepkileri geliyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sosyal medyada 'boykot çağrısı yapanlar' hakkında, nefret ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlarından soruşturma başlatıldı. CHP’li İzmir milletvekilleri, soruşturmaya tepki gösterdi.

YÜCEL: “BOYKOT HAKTIR”

AK Partili İnan'dan 'boykot' açıklaması: Milletimiz bu saldırıyı ezdi geçti! AK Partili İnan'dan 'boykot' açıklaması: Milletimiz bu saldırıyı ezdi geçti!

CHP Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Deniz Yücel sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları söyledi:

“23 yıldır topluma kin ve nefret tohumları ekmekten çekinmemiş, binlerce yıllık tarihimizde emsaline rastlanmayan kutuplaşma organizatörünün sözcüsü, şunu iyi bilmelidir ki; “siyasi fanatizm” ve “sosyal bölücülük” AKP’nin yıllardır uyguladığı yöntemlerdir. Cumhuriyet Halk Partisi kurucu parti olması hasebiyle Türkiye’nin birleştirici gücüdür. Anayasamızın, temel hak ve hürriyetlerin, demokrasinin teminatıdır. 

AKP sözcüsünün ve trollerinin partimize ve Genel Başkanımıza salyalar akıtarak saldırmalarının nedeni; Sayın Özgür Özel'in AKP'nin finansörü olan firmalara, iktidarın borozanı olan medyaya yönelik #Boykot çağrılarının sonuç vermiş olmasıdır.

#Boykot Haktır... Finansörlerinize ve borozanlarınıza karşı #Boykot devam edecektir!”

ASLANOĞLU'NDAN BOYKOT ÇAĞRISI

CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, “Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in de ifade ettiği gibi; öğrencilere, annelere, babalara, kardeşlere yapılan bu zulme karşı gençlerin başlattığı tüketim boykotunu biz de gönülden destekliyoruz.

Herkesi bu boykota katılarak, tüketimden gelen güçlerini adaletsizliğe karşı kullanmaya davet ediyoruz” diyerek boykot çağrısını yineledi.

ARSLAN: “SANDIĞI GETİRİN”

CHP İzmir Milletvekili Ednan Arslan, yaptığı paylaşımda “Boykot yapmak suç değil, demokratik haktır! Daha önce boykot çağrısı yapanlar bugün işlerine gelmeyince boykot yapanları kriminalize etmeye ve öcüleştirmeye çalışıyor! Sosyal medya hesaplarımıza erişim yasağı da getirseniz, beğenmediğiniz herkese soruşturma da açsanız, bu gençlik ve bu halk artık size güvenmiyor, desteklemiyor. 86 milyonu hapse atamayacağınıza göre, sandığı getirin sandığı!” ifadelerine yer verdi.

CHP İzmir Milletvekili Ümit Özlale, “Seçmek kadar seçmemek; Tüketmek kadar tüketmemek de bir vatandaşlık hakkıdır” diyerek boykot çağrısını yineledi.

BAKAN: “BOYKOTTAN SUÇLU ÇIKARMAK KORKU REJİMİNİN TA KENDİSİDİR”

CHP İzmir Milletvekillerinden Murat Bakan ise “Boykot bir suç değildir, ifadedir.

İktidarın yargıyı araçsallaştırarak halkın ekonomik tepkisini bastırmaya çalışması hukuk dışıdır.

Boykot, evrensel bir demokratik haktır.

Bir malı almamak, bir hizmeti kullanmamak, parasını nereye harcayacağına kendi vicdanına ve değerlerine göre karar vermek, her yurttaşın temel hakkıdır. Bu hak, hem iç hukukta hem de uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmıştır:

• Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi düşünce ve ifade özgürlüğünü korur.

• BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ifade özgürlüğünü ve barışçıl protesto hakkını güvence altına alır.

• Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 25. ve 26. maddeleri, düşünceyi açıklama ve yayma hakkını düzenler.

Bu bağlamda boykot çağrısı, bir yurttaşın kendi ekonomik tercihleri yoluyla toplumsal ya da siyasi bir duruş sergilemesidir.

Dünyadan örnekler:

• ABD’de Colin Kaepernick ve birçok sporcu, ırkçılığa karşı bazı markaların ürünlerini kullanmayarak kitlesel boykotlara öncülük etti.

• Fransa’da Danone, çevresel etki ve işçi hakları ihlalleri sebebiyle tüketiciler tarafından uzun süreli boykot edildi.

• İngiltere’de Marks & Spencer gibi büyük firmalar, Filistin politikaları nedeniyle tüketicilerin hedefi oldu.

Tüm bu örneklerde devletler, bu protestoları cezalandırmak bir yana, ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirdi.

2 Nisan’da gerçekleşecek olan bir günlük boykot eylemi, sadece bir ekonomik tepki değil, aynı zamanda yurttaşların demokratik tepkisini barışçıl yoldan ortaya koyduğu anayasal bir tutumdur. Bu eylemler, seçim ekonomisine hazırlanan ve kasayı doldurma arayışında olan iktidarın planlarını sekteye uğrattığı için hedef alınmaktadır.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, sosyal medya üzerinden yapılan boykot çağrılarına karşı “nefret”, “ayrımcılık” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” gibi suçlamalarla re’sen başlattığı soruşturma, hukuk devleti ilkesine ve temel insan haklarına açıkça aykırıdır. Bu soruşturma, toplumsal barışı korumaktan çok, iktidara yakın sermaye çevrelerini koruma refleksiyle, halkın anayasal haklarını bastırmaya yönelik bir girişimdir.

Ancak unutulmamalıdır ki devlet, vatandaşına parasını nasıl harcayacağını dikte edemez. Bu ancak otoriter rejimlerde mümkündür. Türkiye’de boykot çağrısı yapmak suç değil, haktır. Bu hakkı daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’da kullanmıştır ve kimse Erdoğan’a toplumsal ve ekonomik hayatı hedef alıyorsun dememiştir. Erdoğan’ın boykot çağrısı “siyasi fanatizm” ve “sosyal bölücülük” olarak da kayda geçmemiştir.

İktidarın bu kadar saldırgan bir şekilde vatandaşın satın alma özgürlüğünü engellemeye çalışması ve boykot hakkını yargı yoluyla bastırmak istemesi, tüketim gücünün muhalefette olduğunun ve atılan adımın etkili olduğunu göstermektedir.

Boykot hukuk devletinde suç değildir. Boykottan suç ve suçlu çıkarmak, korku rejiminin ta kendisidir” diyerek paylaşımda bulundu.