HABERLER>MAGAZİN
28 Temmuz 2011 Perşembe - 10:18

'Bizim toplumda meme sendromu var'

Hande Atazi, Vogue dergisinin yeni sayısına verdiği açıklamarıyla yine çok konuşulacağa benziyor.

 Bizim toplumda meme sendromu var

İSTANBUL - Onu 1996 yılında, Altın Portakal aldığı “Mum Kokulu Kadınlar” filmiyle tanıdık. O zamandan beri ödül törenlerinde, davetlerde, sokaklarda stiliyle hep en beğenilen kadın oldu, dergilerin “en şık” köşelerine kondu. Vogue dergisi de yeni sayısında Hande Ataizi ile moda ve stil konuştu.
 
Hande Ataizi bana hep Sarah Jessica Parker’ı, daha doğrusu “Sex and the City”nin Carrie Bradshaw’ını anımsatmıştır. Her kıyafeti, her ortamda daima rahat taşıyan, iddialı şehir kadını...     
 
Ataizi, stilinin gelişimini şöyle özetliyor: “Konservatuvar dönemindeyken bile kendime göre bir stilim vardı. Ya da ben olması için uğraşıyordum diyeyim. Paris’te Bastille’de bir pansiyonda kalır, paramı ikinci el giysi satan dükkanlarda harcardım. 70’lerin modası geri dönmemişti ama ben kırmızı şifon pantolonlar, grafik desenli rengarenk kıyafetler alırdım. Garip garip ayakkabılar bulurdum. Bir arkadaşımın ‘Neden normal insanlar gibi giyinmiyorsun?’ dediğini hatırlıyorum. Ben de ‘Git o zaman normal insanlarla arkadaşlık et’ demiştim. Sıra dışı olmaya çalışırdım. Dar siyah deri pantolonlarım vardı. Üzerine yine vintage gömlekler giyiyordum. Annem, ‘Kızım başkalarının eşyalarını giyiyorsun’ diye söyleniyordu. Zaman geçtikçe karakterin değişiyor, olgunlaşıyorsun. Dönem dönem farklı hayatlar yaşıyorsun. Stilin de bununla birlikte gelişiyor. Evin bile değişiyor. Eskiden daha aykırı görünmek istiyordum. şimdi avangard detayları klasikle birleştiriyorum.” 
 
Maskülen styling’i ne zaman keşfettiğine gelince... “Maskülen tarzım hep vardı. Bol gömleklerim, erkek kesimli pantolonlarım, Church tarzında erkeksi ayakkabılarım... Bir feminen, bir maskülen olmayı hep sevdim. Zaten ruh halime göre giyiniyorum. Dolayısıyla saçmaladığım da olur. Tarzın ruhunu yansıtır; evinle, giyiminle” diyor.
 
BIYIK ALTINA PEMBE SEDEFLİ RUJ SÜRDÜK
Hande’yi bir ev partisinde görmüştüm. Manolo Blahnik’lerinin üzerine simli, inci beyazı dizaltı dapdar bir etek ve çok salaş bir tişört giymişti. Saçlarını gelişigüzel toplamıştı. Etrafımda aynı fabrikadan çıkmış gibi görünen pek çok kadına göre çok daha rahat, zarif ve şık görünüyordu. Sadece zevk sahibi olmak olamazdı bu işin formülü:
 
“Formül falan yok aslında. Çok belirgin çizgilerim de yok. şapka takmayı severim. Renkleri iyi karıştırırım. Bir davete giderken acaba nasıl giyinmek lazım demem, kimseyle konuşmam. ıçimden ne giymek gelirse onu giyerim. şapka takacaksam takarım, herkes tuvalet giyse de ben mini elbise giyebilirim. Cesur olmak lazım biraz. Kendin olmak, karakterini yansıtmak en önemlisi bence. Öğretilen trendlere değil de karakterine bakmak lazım. Bizde pek renk yoktur. Beyaz, siyah, gri, bej tonlarını asil zannederiz. Ben de kullanırım ama illa bir Hande’lik katarım.”
 
Çok güzel bir vücudu olduğu için işi kolaylaşıyor olabilir mi peki? “Bence vücut asla bir numaralı özellik değil. Ben de dünya güzeli değilim, 1.67 boyum var. Olan malzemeyi en iyi hale getirmeye çalışıyorum, o ayrı. Spor yapıyorum, bakıyorum kendime. Oyuncuyum da sonuçta. Malzemem bedenim. Bence biraz daha farklı dünyaları olan, yaşam tarzı renkli insanlar farklı giyiniyor. Stillerinin bir ruhu oluyor. Yaşam tarzın giyimini etkiliyor. Küçüklüğümden beri hiçbir gruba dahil olmadım. Çok karışık arkadaşlarım oldu. Orada olmayı sevdim, burada olmayı sevdim. Hayatım da renkli oldu. Bunun stilime renk kattığına eminim.”

Bugüne kadar hiç moda kurbanı oldu mu? Samimiyetle cevap veriyor: “Turuncu-yeşil renk bloklarını yapmakta başarılı olamadım. Hepimizin, bu da çıktı bunu da yapalım dönemi vardır ayrıca. Ortaokul-lise yıllarında bıyık altına pembe sedefli rujumuz da olmuştur!”
 
TÜRK KADINLARININ İKİNCİ TÜRBANI SARI SAÇ
Yurtiçi ve yurtdışında pek çok davete ve festivale katılan Hande’den bir kıyaslama yapmasını istiyorum. Türk ünlülerinin stilini nasıl buluyor? “Herkesin kendine göre farklı bir stili var ve hepimiz buna özen gösteriyoruz. Özel gecelerde çok uğraşılmış saç ve makyajı fazla buluyorum. Dünyada abartılı saçları ve makyajı podyumda bile ancak belli bir konsept varsa görüyoruz. Özenin dozu kaçınca biraz alaturka oluyor. Biz de buna çok düşüyoruz. Bence saçlar asla ve asla yapılmış gibi durmamalı. Sadelik bizde fazla prim yapmıyor galiba ama ben zarafetin gücüne inanıyorum. En güzeli kendin olmak. Türkiye’de çok başarılı genç tasarımcılar var. Tüm dünyada olduğu gibi, burada da ünlülerle modacılar işbirliği içinde olabilir.”
 
Peki ya Türk kadınları? “Murathan Mungan yazdı ya, ‘Türk kadınlarının ikinci türbanı sarı saç’ diye. O durum biraz var tabii. Maddi durumu iyi olanlar ikiye ayrılıyor. Bir, trendleri takip edenler. Yakışan yakışmayan herkes aynı şeyi giyiyor. Podyumdan indiği gibi kombinasyonlar, Birkin çantalar... Bir de hiçbir şey yapamıyorsa en sade, tek renk giyinerek asil olma yolu var. Bana sanki paranın limiti olunca insanlar daha güzel giyiniyor gibi geliyor. O zaman çok daha seçerek alıyorsun. Pahalı bir ayakkabıyla H&M’i birleştiriyorsun, kendinden bir şeyler katıyorsun.”
 
TOPLESS GÜNEŞLENMEYE CESARET EDEMEM
Giymeye cesaret edemeyeceği bir şey var mı, merak ediyorum. “Bizde toplumca meme sendromu var biliyorsun. O yüzden biraz transparan ya da hafif iç gösteren kıyafetle bile sutyen takıyoruz. Daha basit gösterdiğini bile bile. Kate Moss’a bak, o çok rahat. Ben de uzaktan iç geçiririm ama cesaret edemem transparanlara, topless güneşlenmelere. Kimseyi tanımasam da, yalnız olsam da...”
 
Peki güzel kadın tarifi nedir? “Benim için en seksi, en güzel şey, duruş. Dolayısıyla özgüven. Üzerine giydiğinden de, yaptığın işten de önce geliyor. Meral Okay, Betül Mardin beni çok etkiler. Bir yere gelsinler. Yanlarında kim olursa olsun onlara bakarsın. Hayatta bir duruşu olan, rahat olan, saçmalama lüksüne sahip, manası olan insanları güzel buluyorum.”
 
GÖSTERMECİ BİR DURUŞUM VAR
Her zaman giyinmeyi, kendime bakmayı sevdim. 16 yaşımda Bursa’nın ilk gym’ine üyeydim. Hep bir ekshibisyonist kişiliğim varmış ki, bu mesleği seçmişim zaten. ızlenmek, göz önünde olmak, beğenilmek. Bu da herkesin seçeceği bir iş değil. Oyunculuk yapıyorsun, insanlara her halini; ağlamanı, kahkalarını, bunalımlarını, neşeni gösteriyorsun. Göstermeci bir duruşum var yani! Haftada dört, beş gün spor yapıyorum. ıki gün pilates, iki, üç gün ağırlık ve egzersiz. O kadar uzun zaman oldu ki, sistemi çok iyi öğrendim. Uzun kas için ne yapmalı, kalça için ne yapmalı. Eğitmenle çalışmak her zaman daha iyi sonuç veriyor. Beslenmeni de egzersizlerine göre ayarlıyorsun. Ağırlık çalışmak şart. Özellikle yaş ilerledikçe aşağı düşenleri yukarı kaldırmak için ciddi çaba sarfetmek gerekiyor. (Hürriyet)

 
 
Kılıçdaroğlu’ndan adaya saldırı sonrası ilk açıklama
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Bodrum’da saldırıya uğradı
Bodrum'da modacı Cemil İpekçi'ye bir markette sözlü ve fiili saldırıda ...
Aşk dedikodularına son noktayı koydu!
Adı rol arkadaşı Engin Akyürek'le aşk dedikodularına karışan Beren Saat, ...
Acun’a ayda 15.5 milyon maaş!
Acun yapacağı 3 yarışma karşılığında Show TV'den bu yıl 155 milyon TL ...
 
İbrahim Tatlıses’ten bir ilk
Tedavisi Maltepe Darüşşafaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi'nde ...
‘Ali ve Ayşe kazandı, helal olsun onlara’
Geçtiğimiz haftalarda Ayşe Özyılmazel'le hayatını birleştiren ünlü reklamcı ...
Hadise’nin 1 milyonluk yeni oyuncağı
2009'dan bu yana hiç durmadan konser veren, 40 ila 60 bin TL arasında ...
 
Stilistlere günde 10 bin dolar
Hollywood yıldızları her zaman güzel görünebilmek için bakın neler yapıyor…
‘Kanka olduk, boşanıyoruz’
Ünlü rock’çı Özlem Tekin, üç yıl önce Bodrum’da evlendiği müzisyen Cem Öcal’dan boşanıyor.
Esra Erol anne oldu
İzdivaç programıyla ünlenen sunucu Esra Erol, sağlıklı bir erkek bebek dünyaya getirdi.
 
Oytun NALBANTOĞLU
Oytun NALBANTOĞLU
Namağlup Göztepe!!!
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Asi bir yönetmeni kaybettik
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Daha ne olsun?
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Dün ve bugün Türkiye (4) Önce bakkallar azaldı!
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
İyi oyuncu, kötü politikacı!
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Siyasi yasak gelirse ne olacak?
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Çiğli Güneş Ülkesi
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
'Eskidendi çok eskiden...'
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Metanoya!
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
12 Eylül ve yeni Anayasa
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA EGE'DE SON SÖZ
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva