Ve de rekabetin şiddeti, dozu ne kadar yüksek olursa olsun akl-ı selimden uzaklaşmadan, faul yapmadan, şikeye teşvik primine başvurulmadan yürünmesi…
Kocaoğlu'nun 10 yıllık başkan olarak bazı dezavantajları var ama avantajları da fazla. Başta saha ve seyirci üstünlüğü olmak üzere CHP'li olmanın da ekstra faydasını göreceği aşikar…
*
Saymakla bitmez.
Yakın geçmişte kaleme aldığım bir yazıda 'AK Parti'nin başında Abdullah Gül olsaydı Binali Yıldırım gibi iddialı bir isim İzmir'de seçimi alabilirdi' demiştim.
Ve AK Parti'nin İzmir'deki en büyük rakibinin CHP değil Başbakan Erdoğan'ın bizatihi kendisi olduğunu eklemiştim.
Hoş, Sayın Başbakan da eylem ve söylemlerinin İzmir'de kabul görmesi için hiçbir şey yapmadı. Aksine özellikle son iki yılda kenti hop oturtup hop kaldıran söylemlerin sahibi olmayı tercih etti.
Gezi Parkı'ndan T.C'ye, Milli Bayramlar Yönetmeliği'nden, 'açılım' sürecine kadar onlarca can alıcı örnek var orta yerde...
Erdoğan'ın son iki yılda attığı her adım, söylediği her söz İzmirlinin ekseriyeti tarafından tepkiyle karşılandı. 29 Ekim'de yarım milyona yakın insanın sosyal medyadan örgütlenip kaldırılan Andımızı okumak için Gündoğdu'da buluşmasını unutamam.
Bu durumu teyiden söylüyorum. Güvendiğim anketlerde beni en çok şaşırtan 'kararsız' kitlenin yok denecek kadar az olması…
'Eskiden olsa seçime 4-5 ay kala 'kararsızların oranı' en az yüzde 20-25 aralığında olurdu. Şimdiyse bu rakam yüzde 5'in altında…
Yani… Herkes safını seçmiş, kararını vermiş…
İşte Yılmaz Özdil'e 'İzmir'de aday göstermese de bile CHP alır' dedirten bu. İzmir'i Binali Yıldırım gibi ideolojik açıdan en köşesiz ama icraat yönüyle en iddialı, en çalışkan bir aday için bile imkansız kılan da budur.
Ya temel attı ya kurdele kesti. Netameli meselelerden çoğunlukla uzak durdu.
Açılım dışında neredeyse hiçbir konuda yorum yapmadı. Bu pencereden bakıldığında Erdoğan'ın kabineden İzmir'e gönderebileceği en doğru adaydır Yıldırım.
Sonuçta Yıldırım'ın adaylığıyla hedeflenen öncelikle AK Parti'ye son seçimde oy vermiş kitleyi tutmak gibi görünüyor. Yani yüzde 37'yi…
Kararsız kitle üzerinde etkili bir kampanya yürütülebilirse bu rakam 1-2 puan daha artabilir.
Dün de altını çizdiğim gibi AK Parti'nin ilçelerde ortaya koyacağı aday profili, Yıldırım'ın enerjisini yükseltebilir. Topyekûn merkez sağ algısı yaratarak kentin içinde bulunduğu endişeli iklimi bozup, hizmetler/projeler eksenli bir kampanya ile CHP'ye karşı en azından bazı ilçelerde üstünlük sağlama yoluna gidilebilir.
Tabi ki CHP de sancılı ilçelere doğru adaylar koyarak, kendi içinde devr-i sabık yaratarak AK Parti'nin vekillerle soslanmış/süslenmiş merkez sağ atağına yanıt verebilir.
Dedik ya yazının en başında… İyi olan kazansın, faul, şike, teşvik pirimi işine girilmesin. Dahası temiz bir maç olsun.
Daha çok sosyal medyada sayıları fazla olmayan gruplar tarafından yapılsa da yapılanın şık olmadığı, etik olmadığı, doğru olmadığı, İzmir'e yakışmadığı ortada.
İzmir'e yakışan budur.
CHP'nin adayı olmasına artık kesin gözüyle bakılan İzmir'in 10 yıllık başkanı Aziz Kocaoğlu da saldırı altında... Saldırı aynı seviyede ama aralarında bariz bir fark var.
Yıldırım'a saldıranlar dışarıdan Kocaoğlu'na saldıranlar içeriden…
Altında 'Gezi Gençliği' imzası taşıyan bir afiş üzerinden 'kara bir kampanya' yürüten kimliği belirli kişiler, akıllarında bir kaşık suda fırtına koparmaya çalıştı. Ama atılan 'çamur' tutmadı.
Ya tutarsa mahiyetindeki bu saldırıyı kimin, kimlerin organize ettiği, kimlerin bu kirli oyunda kullanıldığı, kimlerin finansör kimlerin yardım ve yataklık ettiği biliniyor.
Bildiğim kadarıyla CHP İzmir İl Örgütü bu konuda hassas bir çalışma yürütüyor. Genel Merkez her aşamadan bilgilendiriliyor. Ama yanlış olan 'at iziyle it izinin karışmış' olması…
En azından şunu biliyoruz. O süreçte 'orantısız devlet şiddetine orantısız bir zekayla karşılık veren' Gezi Gençliği böyle kirli, bel altı bir oyunun parçası olmazlar.
Onlar mesajlarını açıkça vermeyi, delikanlı gibi yazdıkları afişin altında durmayı, bunu yaparken gerekirse ölmeyi göze alan çocuklardı.
Bu olsa olsa onların rolünü çalmaya çalışan, onların temiz isminden nemalanmak isteyen karanlık mihrakların, ne idüğü belirli yapıların işidir.
Gerek Yıldırım'a eşi üzerinden gerekse de Aziz Başkan'a Gezi üzerinden yapılan çirkin saldırıları kınıyor, bu saldırıların bir parçası olan zihniyetle savaşmaya her daim hazır olduğumuzu ilan ediyorum.
Bize, İzmir'e yakışan budur.