Burada bir konuşma yapan DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, ''barış dilini Türkiye'de egemen kılmaya çalıştıklarını'' söyledi.
DİYARBAKIR - Kandil ve Mahmur'dan gelen PKK'lılar, Diyarbakır Batıkent alanına DTP otobüsünün üzerinde girdi. Alanda NTV'ye göre 70-90 bin, ANF'ye göre 200 bin civarında insan toplandı.
Kandil ve Mahmur'dan gelen Barış Grubu, Diyarbakır merkezine ulaştı. Batıkent alanına DTP otobüsü üzerinde giren grubu, kalabalıklar karşıladı. Alanda NTV'ye göre, 70-90 bin, Fırat Haber Ajansı'na (ANF) göreyse 200 bin civarında kişi olduğu iddia edildi.
Grup için kentte ilk karşılama, öğleden sonra ulaştıkları, Mardin-Diyarbakır karayolu üzerindeki Çarıklı beldesinde gerçekleşti. Kalabalık nedeniyle burada güçlükle ilerleyen Barış Grubu, Diyarbakır' merkezindeki trafiğin de etkilenmesi nedeniyle, Batıkent alanına saat 17:45 sularında girebildi. Grup Diyarbakır yolunda, Mardin'in Kızıltepe ilçesinde binlerce kişi tarafından karşılandı.
Kandil'den gelenlerden Elif Uludağ, burada yaptığı konuşmada, barış için hapisteki Abdullah Öcalan'ın muhatap alınmasını ve Kürt sorununun çözümü için hazırladığı yol haritasının açıklanmasını istediklerini söyledi. Irak'taki Mahmur mülteci kampından gelenlerden Zehra Tunç da "Her koşulda bu halk barışa sevdalıdır. Önderliğimizin çağrısı üzerine topraklarımıza barış gelmesi ve demokratik bir ülkede yaşamak için geldik. Biz barış için geldik. Yaşasın barış" dedi. Grup Diyarbakır'dan sonra Ankara'ya geçerek Meclis'teki milletvekilleriyle görüşmeyi ve Kürt sorununa çözüm olanaklarını konuşmayı planlıyor.
AHMET TÜRK'ÜN KONUŞMASI
DTP lideri Ahmet Türk, Bağlar ilçesindeki Batıkent meydanında toplanan topluluğa önce Kürtçe başladığı konuşmasına Türkçe devam etti. Türk, ''barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesini bugünlere taşımak için yolda olduklarını, halkla birlikte bunun için çaba gösterdiklerini'' söyledi.
Türk, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Heyecanınızı, coşkunuzu anlıyorum. Bu coşku barış, özgürlük ve özgür yarınların coşkusudur. Aynı duyguları taşıyoruz. Aynı duygularla bugün karşınızdayız, ama şunu da görmemiz gerekiyor; biz artık bu süreçte duygularımızla hareket edemeyiz. Ortak aklın ortaya çıkması için çaba göstereceğiz. Bugün barışı kalıcı hale getirmek için mücadele ediyoruz. Çünkü mücadeleye başladığımız günden beri dilimiz barış dilidir. Barış için çabalıyoruz. Bugün barışçıl bir sürecin gelişmesi konusunda belki de bu ilk adımdır. Ancak şunu söylemek istiyorum; barış güzeldir, kutsaldır, ama kendimizi de kandırmayalım. Burada mücadelemiz kahramanlık için değil, gerçek bir barışı sağlamak içindir. Bu mücadelede yenilmek de yok, bu mücadelede barış var. Birilerinin söylediği gibi, CHP Genel Başkanı'nın söylediği gibi bizim mücadelemizde ne teslim olma var, ne de teslim alma var. Çünkü bu barış dilini Türkiye'de egemen kılmaya çalışıyoruz.İnadına bu barışı gerçekleştireceğiz. Irkçı, milliyetçi kesimler bu ülkede barışın kalıcı hale gelmesini istemiyorlar. Bakınız barışçıl sürecin tartışıldığı günden bugüne kadar büyük çabalar gösterdik, ama bizi görmemezlikten geldiler. Barışı anlamadılar, barışın önünü tıkamaya başladılar, bunu gören Sayın Öcalan demokratik siyasetin önünü açmak için önemli tarihi bir hamle yaptı. Biz hamlenin barış için çok önemli olduğunu biliyoruz, DTP olarak demokratik siyasetin gelişmesi için daha fazla çabanın içerisinde olacağız. Bu çabayı güçlü bir hale getireceğiz. Çünkü bizim mücadelemiz özgür bir Türkiye mücadelesidir.''
Türk, ''Kürtlerin özgürleşmesinin Türk halkının da özgürleşmesini beraberinde getireceği'' görüşünü dile getirdiği konuşmasına şöyle devam etti:
''Buradan Türkiye halkına, Türkiyeli kardeşlerime seslenmek istiyorum; Sakın korkmayın, korkuların esiri olmayın. Kürtlerin özgürleşmesi inanın ki sizin de özgürleşmenizdir. Yine Kürtlerin bu mücadelesi demokratik bir Türkiye yaratmaktır. Şuna inanıyoruz; demokratik bir Türkiye'de Kürt ve Türk halkı sevgiyle kucaklaşacaktır. Birileri halkı korkutarak, senaryolarını ortaya koyarak mesajlar vermesin. Bin yıldır birlikte yaşıyoruz, ama bugün ne diyoruz; özgür, eşit, kardeşçe yaşamayı esas alıyoruz. Bizim istediğimiz özgürlüktür, ama birileri bugün de farklı, farklı senaryoları gündeme getiriyorlar. 'Türkiye bölünecek' diyorlar, hayır arkadaşlar, özgürlük olduğu zaman Türkiye bölünmez. Türkiye daha saygın, daha demokratik bir ülke olur.
Eğer Türkiye Kürt halkı ile barışır, özgürce, kardeşçe bir yaşamayı ele alırsa Türkiye sadece demokrasisini kurmaz Orta Doğu'da demokrasinin gelişmesine önemli katkılar sunar, bunu herkesin görmesi lazım. Biz burada güçlü, saygın, demokratik bir anlayışın gelişmesini istiyoruz. Türk ve Kürt halkının kardeşliğini savunuyoruz. 'Gelin bu halkı tanıyın, gelin bu halkın duruşunu iyi anlayın' diyoruz. Eğer karşı asimilasyonlu bir politika ile yaklaşırsanız Türkiye kaybeder, hepimiz kaybederiz. Onun için 'çağdaş demokratik değerleri esas alınız' diyoruz. Bizim dilimiz barış dilidir. Yarın da dilimiz barış dili olacak. Barışı kalıcı hale getirmek için elbette büyük çabalar göstereceğiz, ama Kürt sorununun tarafıyız, ama sorunu yaratan biz değiliz. Sorunun çözümünü esas alıyoruz. Kendi yurttaşının kimliğiyle farklılıklarıyla özgür talepleri dile getirmediğiniz için bu farklığı halen kabul edemediğiniz için bugün kanlar akıyor, acılar yaşanıyor. Bu ülkede hep birlikte bu acıların sona ermesi için çaba gösterelim. Kürtler barış için çaba gösteriyor. Saygıdeğer Türk halkı kardeşlerimiz lütfen, bu ırkçı milliyetçi anlayışların peşine düşmeyin. Kardeşleriniz sizi kucaklamak istiyor. Barışseverlere sesleniyorum;gelin bu tarihi fırsatı onurlandıralım. Bu tarihi fırsatın kaçmasına izin vermeyelim.''
EMİNE AYNA'NIN KONUŞMASI
DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna da bugün önemli bir anı yaşadıklarını söyleyerek Türkiye'ye gelenleri Habur Sınır Kapısı'ndan Diyarbakır'a kadar karşılayanlara teşekkür etti.
Ayna, şöyle konuştu:
''Biz barış elimizi uzatıyoruz dediler. Biz çözüme katkı sunmaya geldik diyorlar. Hangi koşullarda geldiler, ne zaman geldiler çok iyi bakmak lazım. Geldikleri zaman ve geldikleri koşullar Kürt halkına karşı hem askeri hem de siyasi operasyonların yapıldığı bir dönemdir. Yine geldikleri zaman ve geldikleri koşullar demokratik açılım, Kürt açılımının çözüm diye tartışıldığı bir dönemde olmazların üzerinde politikaların üretildiği bir zamandır. Ve en önemlisi çok uzun süredir operasyonlara rağmen eylemsizlik kararlarını sürdürüyorlardı. En önemlisi en son TBMM'den askeri operasyon kararının çıktığı bir zamandır. Çok iyi değerlendirmek gerekiyor. Böyle bir zamanda bir yandan Hükümet'in demokratik açılıma Kürt açılımı dediği, diğer yandan da bir türlü çözüm tartışmalarını Hükümet açısından nelerin yapılacağını söylemeyemediği, diğer cepheden ırkçı kesimleri de kışkırttığı bir dönemde, yani siyasetin tıkandığı bir dönemde, eyvah savaş devam ediyor dediğimiz bir dönemde Sayın Öcalan yine tıkanıklığı açmak için bir öneri geliştirdi. Barış grupları gelebilir diye bir öneri geliştirdi. İşte böyle bir zamanda geldi barış grupları. Umutlarımızı oldukça artıran bir gelişme oldu.
Barış grupları sınırdan geçti ve serbest bırakıldı. Bu durumun yaşanmasına neden olan, bu durumun yaşanmasını sağlayan bu konuda çaba harcayan herkese de teşekkür etmek istiyorum. Önemliydi. Çok önemliydi. Kritik bir eşikti. Çünkü bu barış gruplarına yaklaşım devletin Kürt sorununa yaklaşımı konusunda belirleyici olacaktır. Hem de önümüzdeki gelişmelerin nasıl yaşanacağının göstergesi olacaktır. Umudumuz arttı. Bugün her zamankinden daha çok Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözüm yollarını Türkiye'de Kürtlerle ve Türklerle birlikte çözüleceğine dair umudumuz arttı. Barışın geleceğine dair umudumuz arttı. Kürt sorunu bir çok eşiği barındırıyor. O eşikleri aşabileceğimize dair inancımız ve irademiz olduğu da ortaya çıktı. Bundan sonrası için muhtemel gelişmeler yaşanabilir. Böylesi büyük adamdan sonra bu operasyonlar durur, savaş biter ölümler durur. Bundan sonra ne bir Türk genci ne de bir Kürt genci ölür.''
Daha sonra serbest bırakılanlardan Mehmet Şerif Gençdağ ile Nurettin Turgut, Kürtçe birer konuşma yaptı.
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir de gelenlere çiçek verdi.
"AVRUPA GRUBUNA YÜZLERCE BAŞVURU"
Fırat Haber Ajansı'nın haberine göre, yine Öcalan'ın çağrısı üzerine, Avrupa'dan gelecek barış grubu için yüzlerce başvuru var. Habere göre, 15 civarında kişiden oluşması beklenen gruba birçok farklı ülkeden başvuru olduğu için Türkiye'ye geliş tarihleri henüz netleşmedi. Grubun gelişinden önce Avrupa'da bir basın açıklaması yapması bekleniyor.